Maliyet Yönetimi-1Bu yazıyı hazırlarken Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği – TOOB’ un beş bini aşkın işadamının katıldığı “Ekonomide Durum Tespiti ve Beklenti Raporu” başlıklı 2005 yılı anket çalışmasının sonuçları açıklandı. Tam veriden bilgiye, oradan stratejik kararlara geçerek işinize değer katın derken bu enformasyonu ıskalayamazdım. Bir de stratejik işletme yönetimi açısından bu sonuçları değerlendirmek istedim. Raporda temel olarak işadamlarımız aşağıdaki üç konuda karamsar tablo çiziliyor; 1-Kar Marjları: 2005’in İlk altı ayında %45,7 gibi büyük bir çoğunlukla karlılıkların azaldığı ve ikinci altı ayda da bu trendin devam edeceğinin beklentisi oluşmuş. 2-Yatırımlar: 2005’in İlk altı ayında yatırımların arttığı yönündeki tespit %36,6 iken, %46,8 gibi büyük bir çoğunlukta değişmediği yönünde tespit koymuş. %16, 6 gibi bir oranda azaldığı yönünde bir tespit var. Peki ikinci yarıda beklenilen ne? İşte burası çok çarpıcı. Azalacak yönünde oran %24,7 ye çıkarken değişmeyeceği yönündeki beklenti %53,3 e çıkıyor. Dolayısıyla da artacak diyen işadamı sayısı oransal olarak %22 ye geriliyor. 3-İstihdam: 2005’in İlk altı ayında yarıdan fazla işadamı değişmediğini beyan etmiş ve 2. yarı için de bu durumu koruyorlar. Geri kalanlar da 2. yarıda artacak umudunu düşürüp azalacağı yönünde beklenti koymuşlar. Şimdi bir işadamı olarak bu 3 karamsar tabloyu harmanlarsak durumsallığımızı ve kaygılarımızı şöyle dile getirebiliriz. “Karlılıkların düştüğü bir pazarda bizler ancak durumu koruyabiliyoruz; büyümeyi finanse edecek kar edemediğimiz için de yatırım yapamıyoruz; buda bizi istihdamda artış yapmaktan alıkoyuyor” Peki ne olacak? Türkiye işsizlikle mücadele etmek ve nitelikli iş gücü yaratmak üzerine planlar yaparken bu sonuçlarla bu iş nasıl olacak? Gelin burada kar olgusunu biraz irdeleyelim; Kar basit anlamda işletmelerin bir mal yada hizmeti üretirken harcadığı tüm direkt (malzeme, hammadde, işçilik vb) ve endirekt (servis, yemek, arge faaliyetleri, eğitim vb) giderlerin toplamıyla, satış sonrası müşterisinden tahsil ettiği geliri arasında kalan fark olarak tanımlanabilir. Peki bu farkı optimize etmek neye bağlı? Öncelikle satış fiyatını arttırmaya yani karımız düştükçe zam yapmaya… Peki ama müşteri üstün süreçler yaşayan pazarlarda bunu yapmak ve karı arttırmak artık mümkün mü? Artık her ay bir fiyat listesi yayınlayan ve yeni listelerle satışını, dolayısıyla karlılığını arttıran bir işadamı gördünüz mü çevrenizde? Sanırım hayır. Peki o zaman geriye ne kalıyor? Elbetteki giderleri önce kontrol altında tutmak, sonra da sürekli iyileştirmekten başka bir alternatif kalmıyor. İşte geliştirilebilecek alanlara birkaç örnek; *Direkt girdiler için uygun şartlarda ürünün nereden bulunacağı, nasıl temin edileceği ve stok maliyetlerinin üretime paralel nasıl optimize edilebileceği, *İşçilik için ergonomi sağlanarak verimliliklerinin nasıl arttırılacağı, mesleki bilgi ve becerilerinin nasıl geliştirilebileceği, *Etkin üretim planlama ile fazla mesailerin ve verimsiz vardiyaların nasıl iyileştirilebileceği, *Verimsizlik yaratan üretim proseslerinin ve süreçlerinin iyileştirilmesi hatta ortadan kaldırılması, *Doğru işe uygun kişi seçimi ve iş tatminini sağlayacak kurumdaşlık kültürünü benimsemiş insan kaynakları sistemlerinin kurularak kişisel verimlilğin arttırılması, *Lüzumsuz yapılan telefon konuşmalarından, fazla yanan ampullere ve hatta etkin lojistik hizmet planlamasına kadar tüm tasarruf edilebilir alanların tesbiti ve iyileştirilmesi, *Alternatif finansman kaynaklarının araştırılıp en uygun olan tür ve şartların elde edilmesi, *Ürün konfigürasyonlarında ve özelliklerinde yönetilebilecek maddeleri ve üretim metodlarını devamlı irdeleyecek arge çalışmalarının yapılması, *Bilgi işlem alt yapısının yenilenerek gereksiz duruşların ve veri kayıplarının ortadan kaldırılması, gerçek zamanlı raporlama sistemleriyle verimsizlik alanlarına dikkat çekilebilmesi, *Dönemsel üretim miktarları ve buna karşılık gelen toplam gideri çok iyi optimize edebilecek bir sistem ve etkin talep tahmini yapabilen bir müşteri ilişkileri yönetimi. Bu örnekleri arttırmak hatta kurumdan kuruma farklı şekillerde sıralamak çok kolay. Zor olan bu sistemleri iyileştirecek kurumsal iradeyi oturtmak ve maliyet yönetimini bir kurum kültürü haline getirebilmek. Yönetemediğimiz ve iyileştiremediğimiz maliyetlerimizi müşterimize yansıtmak zorunda kalırsak, pazarda tutunma şansımızın kalmayacağını sanırım işadamlarımız artık anlamış görülüyor. Bundan sonrası bu tehditi fırsata dönüştürerek büyümeyi yönetmeye kalıyor. Nail Şencan / Evrim Dergisi |
